6 Şubat 2015 Cuma

Masumiyet Müzesi

Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk'un yıllar evvel okuduğum ilk ve son kitabı oldu. Sevemedim, ısınamadım, belki de çok büyük umutlarla okumaya başladığım için hayal kırıklığı yaşadım. Kitabı okuyanların çok iyi bildiği, son sayfasında bileti olan gerçek Masumiyet Müzesi'ni ziyaret edene dek sürdü bu hayal kırıklığım. Füsun'un yaşadığı Çukurcuma sokaklarındaki o pembe evi gördüm, Kemal'in akla hayale sığmayacak aşkına tanık oldum, bölüm isimlerinden oluşan sıralama ile kitabı yeniden okumuşçasına heyecana kapıldım ve bir insanın bir insanı yere fırlatıp attığı dondurma külahını bir müzeye koyabilecek kadar sevebilişine hayret ettim.
Füsun'un elbiseleri, tokaları, içtiği sigaraların izmaritleri, Fusun'un ayakkabısı, Fusün'un ruju... Ve daha niceleri var o müzeye dönüşmüş ve yaşanmışlıklarla dolu o evde.
Son katına vardığımda artık kalbim sıkışmaya başlamıştı. Son katta bizi koskocaman bir şok bekliyor çünkü. Gidin görün ve orada yaşadığımız hissiyat bize kalsın.

Orhan Pamuk'a önyargılı yaklaştığım için üzülüyorum aslında. Şimdi ise aklımdan diğer kitaplarını edinmek, birkaçını daha okumak ve ona göre bir sonuca varmak geçiyor.

Bunlar da müzeden birkaç fotoğraf:




3 Aralık 2014 Çarşamba

Sakin Ol


Bunu neden yaptığım hakkında önceden birtakım fikirlerim vardı. Şimdi aptal gibi hissediyorum ama yapacağım. Zaten bizim gibi insanların kendilerini aptal gibi hissettiren şeyleri yapmakta üstlerine yoktur.

Diyorum ki, hayatta yapmaktan zevk aldığım işler, gitmekten hoşlandığım yerler, not etmeye bayıldığım tarihler ve vakit geçirmeyi sevdiğim insanlar var. Neden bunlar birikmesin, neden dolup taşmasın ki bana ait bir yerde? Bu yüzden buradayım. Ve olabildiğince bunu yapmaya devam edeceğim.

Bu fotoğraf  5.11.2014 günü çekildi. İstiklal Caddesi'nin bir sokağında bilindik bir yer. Önünden defalarca geçtiğimiz, 'güzelmiş' deyip yürümeye devam ettiğimiz, bazen de aklımızı kurcalayan tüm gündelik sorunların etkisiyle başımız önümüzde, farkına bile varmadığımız güzelliklerin her an bizi bulabileceği bir yerde yaşıyorum. İstanbul'da. Bakmasını bilene mükemmel yönlerini gösterip, bazen canımızı dibine kadar sıkan şehirde.